six

i assembled my bones my bones are in place
as i kept crashing the corners of the dice
i mastered the right 

i rolled my organs around my back
taking each necessary part of me 
i set off on a journey

i fastened my body
to the endorsed spaces
(remember spaces are surely somebody’s
backyard
with clear-cut contours and requisite crimes)

i looked at my hands my hands are leaded and tinned
upon my soldered skin it keeps scraping
an ache of ear
a master of touch my hands are

the water where i dip my wrists
hits rust stains to the surface
straight ahead flowing without meandering 
and consecrating yellow like blood
to manifold 
itself and spaces and contours and the filth
for my hands again
for my body again
it becomes a bed

i looked at my pieces my pieces are in place
i humped my pieces along backyards
around each necessary part of me 
i scattered bone meals
i counted to six
and then to six again
1   2   3 4   5   6 
2
3
4
5
6


altı

kemiklerimi taktım kemiklerim yerli yerinde
çarpa çarpa zarın köşelerine 
doğrusunu öğrendim

sırtıma vurdum bütün organlarımı
lazım olan her yanımı
alıp da çıktım yola

tutuşturdum vücudumu 
uygun bulunan boşluklara
(unutma boşluklar muhakkak birilerinin
arka bahçesidir
çizgileri belirgin suçları gereklidir)

ellerime baktım ellerim kurşunlu kalaylı
sürtünüp durduğu lehimli tenimde
kulak ağrısı 
dokunma ustası ellerim

bileklerimi soktuğum su
zemine pas lekeleri çakıp 
kıvrılmadan dosdoğru akıp 
sarıyı bir kan gibi kutsayarak
boşlukları ve çizgileri ve kirleri ve kendini
katlayıp çoğalarak
yine benim ellerime
yine benim bedenime
yatak

parçalarıma baktım parçalarım yerli yerinde
parçalarımı taşıdım bahçeler boyunca
lazım olan her yanıma 
kemik tozları saçtım
altıya kadar saydım
sonra yeniden altıya
1 2   3 4 5   6 
2
3
4
5
6



crime

wild sparrows for the electric poles
your featherless skeletons piling up at the footnotes
in your window-side books

fingers of everybody
did extend and blend with the wires 
of the poles stripped by their own murders

at each journey whose corner you fold
there remains the greasy stains of everybody
with high voltage

everybody is responsible for what you’ve done to yourselves


suç


elektrik direklerine kır kırlangıçları
dipnotlara birikmiş tüysüz iskeletleriniz
cam kenarı kitaplarında

herkesin parmağı 
uzayıp kaynamıştır tellerine
kendi cinayetinden eksilen direklerin

ucunu kıvırdığınız her yolculukta
herkesin yağlı izleri
yüksek gerilimli

kendinize ettiğinizden herkes sorumludur 


liberation

i burnt my father
to warm up my legs

for the legs
the splits 
of walking 
and lovemaking 


özgürlük

babamı yaktım
ısıtmak için bacaklarımı

bacaklara yürümek
bacaklara sevişmek
ayrımları


Yaprak Damla Yıldırım was born in Gaziantep, Turkeyin 1994. She graduated from Boğaziçi University Management and Western Languages & Literatures department. Her essays, translations, book reviews, poems, and interviews have been published in journals such as Varlık, Evrensel Kültür, Yasakmeyve, and Yeni E. She was appointed as “Promising Young Poet” by Yasakmeyve. She is currently a graduate student of Critical and Cultural Studies program at Boğaziçi University.